
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çocuk Psikolojisi arşivleri - Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</title>
	<atom:link href="https://www.bengisuegridere.com/category/cocuk-psikolojisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bengisuegridere.com/category/cocuk-psikolojisi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Nov 2020 16:04:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.0.10</generator>
	<item>
		<title>Ergenlikte Cinsel Eğitim Nasıl Verilmelidir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/ergenlikte-cinsel-egitim-nasil-verilmelidir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/ergenlikte-cinsel-egitim-nasil-verilmelidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2017 07:33:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte cinsel eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=494</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ergenlik dönemi fiziksel, psikolojik ve sosyal anlamda büyümenin ve değişimin hızlı bir şekilde yaşandığı çocukluktan yetişkinliğe doğru giden bir geçiş evresidir. Bu dönemde</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/ergenlikte-cinsel-egitim-nasil-verilmelidir/">Ergenlikte Cinsel Eğitim Nasıl Verilmelidir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik dönemi fiziksel, psikolojik ve sosyal anlamda büyümenin ve değişimin hızlı bir şekilde yaşandığı çocukluktan yetişkinliğe doğru giden bir geçiş evresidir. Bu dönemde yaklaşık olarak kadınlarda 10-12, erkeklerde 12-14 yaşları arasında bedensel değişimlerle cinsel davranışlar ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bununla birlikte yetişkin cinselliğine hazırlanma, ona duyulan merak ve deneme yanılma yöntemleri görülmektedir. Tüm bu değişimlerin yaşanması hem ergen birey hem de aile bireyleri için güç olduğundan cinsel konular hakkında doğru bilgilendirmenin yapılması oldukça önemlidir. Peki; “<strong>Ergenlikte cinsel eğitim nasıl verilmelidir?</strong>”.</p>
<p>Biliyoruz ki ülkemizde cinsellik ve cinsel konuların konuşulması hala bir tabu olarak görülmektedir. Bu sebeple çoğu zaman ergenler bedenlerindeki değişimler, cinsellik hakkında merak ettikleri ve hissettikleri bazı dürtüler hakkında ebeveynlerinden bilgi almakta zorlanmaktadır. Bu sebeple çoğu ergen alternatif bilgi kaynaklarına başvurmakta ve merak ettiklerini buralardan edinmeye çalışmaktadır. Bunların arasında arkadaşlar ve medya (gazete, dergi, kitap, televizyon, internet gibi) birinci sırada yer almaktadır. Ancak bu bilgi kaynakları kişilere her zaman doğru ve yeterli bilgi aktarmamaktadır. Bu nedenle eksik veya çelişkili bilgilerin varlığı ergeni daha çok meraklandırabilmekte veya anlam veremediği fiziksel ve duygusal değişimler onu endişelendirebilmektedir.</p>
<p>Kısacası Türkiye’de gençlerin cinsel konulardaki bilgi eksikliklerinin sebebi ebeveynlerin bu tür konulara “ayıp, günah veya yasak” olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Halbuki önceden verilen bilgi ergenleri vücutlarında meydana gelecek fiziksel değişikliklere veya ergenliğe girdiklerinde yaşayacaklarına dair onları hazırlayacaktır. Cinsel konularda ergenlere yaşlarına uygun cinsel eğitim verme sorumluluğu ise öncelikli olarak anne-babalara aittir.</p>
<h2>Ergenlere Cinsel Bilgiler Nasıl Verilmelidir?</h2>
<p>Aşağıda geçen konular ergenin yaş dönemine uygun basitlikte ve sade bir şekilde anlatılmalıdır. Aile olması gerektiği kadar bilgiyi gence vermeli, gencin başka merak ettiği sorular varsa bunları ergenin kendisi sormalı ve ebeveynde bunu açıklamaya çalışmalıdır. Sorulan sorulara kesinlikle yanlış cevaplar verilmemelidir. Eğer anne-babalar sorunun cevabını ya da nasıl açıklayacağını bilemiyorsa cevabı araştırıp, nasıl anlatacağına karar verip ergene mutlaka daha sonrasında cevap vermelidir. Anlatılması gereken bilgiler şu şekilde sıralanabilir;</p>
<ul>
<li>Yaş dönemlerine göre oluşan fiziksel farklılıklar,</li>
<li>Bebeğin oluşum ve doğum süreci,</li>
<li>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar,</li>
<li>Bu hastalıklardan veya istenmeyen gebeliklerden korunma yolları,</li>
<li>Toplumsal yaşamda uyulması gereken cinselliğe ilişkin bazı sınırlar ile uygun olan ve olmayan cinsel davranışlar,</li>
<li>Çocuk veya yetişkin cinsel tacizinin ve istismarının önlenmesi için koruyucu bilgiler,</li>
<li>Üreme organlarının temizliğinin nasıl yapılacağı,</li>
<li>Erkek ve kadın üreme organları ile bunların özellikleri güvenilir ve bilimsel içerikli kitap veya dergilerden yararlanılarak gence anlatılabilmelidir.</li>
</ul>
<p>Ergenin sorularını özellikle onda olumsuz duygular yaratacak biçimde yanıtlamak (küçümsemek, korkutmak veya görmezden gelmek) veya cevapsız bırakmak onun aslında gelişiminin doğal bir parçası olan cinsel merakına karşılık bulamamasına neden olabilmektedir. Bu tarz yanıtlar veya tümden reddetmeler ergenin gereksiz yere kendini suçlu hissetmesine veya yanlış bir şey yaptığına inanmasına neden olabilecektir. Bu noktada eğer anne-babalar doğru bilgilendirme yapmakta zorlanıyor veya bunları konuşabileceklerine inanmıyorsa bir uzman desteğiyle durumun üstesinden gelmeyi deneyebilmelidir.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-496" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/09/ergenlikte-cinsel-egitim-1024x796.jpg" alt="" width="1024" height="796" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/09/ergenlikte-cinsel-egitim.jpg 1024w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/09/ergenlikte-cinsel-egitim-300x233.jpg 300w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/09/ergenlikte-cinsel-egitim-768x597.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h2>Cinsel Bilgilendirmede Edinilen Yanlış Bilgiler Nelere Sebep Olabilmektedir?</h2>
<p>Daha önce yanlış veya eksik bilgilerin ergenin alternatif yollarla cinsel bilgiyi edinmeye çalışmasına doğru iteceğinden bahsetmiştim. Günümüzde ise bunun en yaygın kaynağı pornografidir. Ebeveynler çoğunlukla gencin pornografi içerikli kaynaklara yönelmesinden ve buna bağımlı olmasından endişelenmektedir. Ancak ergenleri buraya iten de sordukları soruları cevaplamayan veya onlara bilimsel kaynaklar sunmayan anne-babalardır. Yani en temelde bunun konuşulabilir olması veya ebeveynlerin sunduğu kaynaklarla gencin bilgiye ulaşması pornografiye duyulan ihtiyacı azaltacaktır. Çünkü başlangıçta bilgi edinmek için kullanılan araç (pornografi) daha sonra bağımlılık haline gelebilmekte ve kontrol edilemez bir hal alabilmektedir.</p>
<p>Bunun yanında yanlış, eksik ya da korkutucu içeriklerle doldurulan cinsel bilgiler yanlış mitlerin oluşumuna neden olabilmekte ve ilerde bizim karşımıza cinsel bozukluklar şeklinde çıkabilmektedir. Bu sebeple ebeveynler kendilerini bilgileri çocuklarına aktarabilecekleri düzeyde görmüyorsa bile mutlaka doğru bilginin edinilebileceği bir kaynak bulmalı ve çocukları için bu konuda destek almalılardır. Bu noktada konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu almak için bana ulaşabilir ve çözüm yolları hakkında sorularınızı cevaplandırabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/ergenlikte-cinsel-egitim-nasil-verilmelidir/">Ergenlikte Cinsel Eğitim Nasıl Verilmelidir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/ergenlikte-cinsel-egitim-nasil-verilmelidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 Yaş Sendromu nedir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/2-yas-sendromu-nedir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/2-yas-sendromu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2017 08:37:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[iki yaş sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=488</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki yaş sendromu çocuklarda yaklaşık bir buçuk yaşından başlayarak üç buçuk yaşına kadar devam eden bir gelişimsel süreçtir. Çocukların yürümeye ve dünyayı keşfetmeye</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/2-yas-sendromu-nedir/">2 Yaş Sendromu nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İki yaş sendromu</strong> çocuklarda yaklaşık bir buçuk yaşından başlayarak üç buçuk yaşına kadar devam eden bir gelişimsel süreçtir. Çocukların yürümeye ve dünyayı keşfetmeye başlamalarıyla birlikte kendilerinin de bir birey olduklarını fark ettikleri, kişiliklerinin oluştuğu ve yapmayı istedikleri şeyleri nasıl yerine getireceklerini öğrendikleri bir dönemdir. Ancak bu süreçte ebeveynler çocuklarını anlamakta veya çocuğun değişen davranışlarına dayanmakta zorlanabilmektedirler. Bu dönemde çocukta ikilemlerle gelen kararsızlık hali, inatçılık ve ne yapacağını bilememe şeklinde davranışlar görülebilmektedir. Çocuğun inatçılık, ısrarcılık, huysuzluk ve isteklerini zorla kabul ettirme isteği sebebiyle halk arasında bu dönem <strong>“birinci ergenlik”</strong> olarak da adlandırılmaktadır.</p>
<p>Aslında bu dönemin en büyük sıkıntısı ailelerin yemek ve tuvalet eğitimini çocuklarına edindirme sürecinde ortaya çıkmaktadır. Çişini ve kakasını istediği zaman tutup, istediği zaman bırakabilmeyi keşfeden çocuk hem ebeveynlerine karşı büyük bir güç elde etmiş hem de onları kontrol edebilmekten büyük bir zevk almaya başlamıştır. Bunun tek sebebi çocuğun bağımsızlığını ve bireyselliğini yaşama isteğidir. Bu nedenle ebeveynler tuvalet eğitimi süresince çocuklarıyla inatlaşmamalı, zorla tuvalet veya yemek eğitimi vermeye çalışmamalıdır. Çünkü tuvalet eğitimine hazır olmayan çocuğa verilen <strong>zorlayıcı ve baskılayıcı eğitim</strong> çocuk psikolojisi açısından tehlikeli olabilmektedir. Çünkü bu baskıyla karşılaşan çocuğun iki seçeneği vardır; ya boyun eğecek ve anneyi memnun etmek için çişinden veya kakasından vazgeçecek ya da ebeveynlerle iyice inatlaşarak onlara direnecektir. Bu inatlaşma da çoğunlukla çocuğun olup olmadık yerlerde altını kirletmesine neden olabilecektir. Ancak her iki durumda da çocuğun bağımsızlığı engellendiğinden ve özerkliği kısıtlandığından kendi için değil başkalarının memnuniyeti için yaşayan bir kişiliğin temelleri atılacaktır.</p>
<p>Bu dönemde yaşanacak diğer çatışma kaynağının da yemek yeme eğitimi olduğundan bahsetmiştim. Anne-babaların yemek yeme konusunda ısrarcı olmaları ve çocuk döküp saçmasın diye çocuğun yemesine izin vermemeleri çocuğun bağımsızlık çabasına bir darbe olacaktır. Ebeveynlerden bu davranışları gören çocukta bu darbeye çoğu zaman inatlaşarak, yemeyi reddederek, yemeği ağzında tutarak veya tükürme davranışı göstererek tepki verecektir. Bu noktada aileler çocuk açken çocuğun yemeğe ellemesine, ağzına götürmesine veya dokunmasına izin vermeli hevesini alınca da beslemeye devam etmelidir.</p>
<h2>İki Yaş Sendromunda Neler Görülür?</h2>
<ul>
<li>İnatçılık</li>
<li>Öfke nöbetleri (ağlama ve isteklerini bu şekilde yaptırmaya çalışma gibi)</li>
<li>İştah azalması</li>
<li>Uyku düzeninde farklılaşma</li>
<li>Huzursuzluk</li>
<li>Hayır kelimesini sık kullanma</li>
<li>Etrafındaki kişilere vurma, saldırganca davranışlar sergileme</li>
<li>Kendine zarar verici davranışlar sergileme (saç çekme, kendine vurma gibi)</li>
</ul>
<p>Bu dönemde çocuk sürekli evde ve enerjisini boşaltacağı aktiviteler yapamıyorsa, yemek yeme, temizlik veya tuvalet eğitimlerinde baskı söz konusuysa, anne-baba aşırı koruyucu veya engelleyici davranıyorsa, <strong>aile içi çatışma veya şiddet varsa</strong> iki yaş sendromu daha da sıkıntılı geçebilmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-490" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/09/cocukta-2-yas-sendromu.jpg" alt="" width="720" height="480" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/09/cocukta-2-yas-sendromu.jpg 720w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/09/cocukta-2-yas-sendromu-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<h2>Ebeveynler İki Yaş Sendromundaki Çocuklara Nasıl Davranmalıdır?</h2>
<ul>
<li>Ebeveynler bu dönemin bir geçiş aşaması olduğunu bilmeli ve çocuğun davranışlarını normal karşılamalıdır.</li>
<li>Anne-babalar çocukla inatlaşmamalı, her zaman orta yolu bulmaya çalışmalıdır.</li>
<li>Çocuk ısrarla bir şeyi almak veya yapmak için tutturuyorsa hemen onun istediğini yapıp krizi önlemeye çalışmamalıdır. İlgiyi ona odaklamadan, sakin bir şekilde beklemeli, olumsuz davranış bittiğinde ilgiyi göstererek anlayabileceği dilden neden istediğini yerine getiremediğini ona açıklamalıdır. Ağlayarak ya da tepinerek istediği şeyi almasına ya da ebeveynlere yaptırmasına izin verilmemelidir.</li>
<li>Çocuğa bağırmak, ceza vermek veya şiddet uygulamadan kaçınılmalıdır.</li>
<li>İnatlaşan, isteklerinde ısrar eden ve huysuzlaşan çocuğa en iyi yaklaşım tarzı ilgisini ve dikkatini başka yöne kaydırmaktır.</li>
<li>Çocuğun yemek, temizlik ve tuvalet eğitimleri için doğru zaman beklenmelidir. Çocuğun hazır olmadığı bir zaman diliminde özellikle tuvalet eğitiminin verilmesi çocuğa baskı hissettireceğinden inatlaşma davranışını da artıracaktır.</li>
<li>2-3 yaş çocukları sorgulama dönemindedir. Bu dönemde <strong>“Bu ne?, “Neden?”, “Niye böyle olmuş?”</strong> gibi sorular sıkça sorulmakta ve ebeveynlerden biran önce yanıt beklenmektedir. Ebeveynler ne kadar yorgun olursa olsun çocuğun sorularını yanıtsız bırakmamalı, onları terslememelidir. Çok sıkıldıkları, daraldıkları veya yorgun oldukları durumlarda ise dinlenmeye ihtiyaçlarının olduğunu ve sorularına daha sonra cevap vereceklerini belirtmelidirler.</li>
<li>İki yaş döneminde çocuklar karanlık, köpek, yılan, gök gürültüsü, köpek balığı gibi şeylerden korkabilmektedir. Bu tür korkuların bu dönemde şekillenmesi oldukça doğal karşılanmalıdır. Çocuk bir bağımsızlaşma hareketi içindedir, aynı zamanda da karşılaşabileceklerinden korkmaktadır. Bu nedenle ebeveynler çocuğun korkularını küçümsememeli, ciddiye almalı ve ona destek olmalıdır. (Örneğin; “Korkacak bir şey yok.” demek yerine “Ben senin yanındayım ve seni korurum.” mesajını verebilmek gerekmektedir.) Destek gören çocuğun hem korkularında hem de inatlaşma davranışında azalma görülecektir.</li>
<li>“Düşersin.”, “Canın yanar.”, “Kendine zarar verirsin.” gibi mesajlar çocuğun <strong>korkmasına, özgüveninin azalmasına ve cesaretinin kırılmasına</strong> neden olacaktır.</li>
<li>Çocuğa karşı bu dönemde kullanılan “hayır” sözcüğü mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Bunun yerine alternatif söylemler çocuğa yöneltilmelidir. Örneğin; bugün çok yorgun olduğumdan dışarı çıkıp top oynayamayız; ama istersen odanda oyuncaklarınla oynayabilirsin.” gibi.</li>
</ul>
<p>Konuyla ilgili daha fazla bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu almak için iletişim adreslerinden bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/2-yas-sendromu-nedir/">2 Yaş Sendromu nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/2-yas-sendromu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otizm Nedir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/otizm/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/otizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Aug 2017 11:50:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[otizmin belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[otizmin tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Otizm Spektrum Bozukluğu, yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden gelişimsel bir bozukluktur. Sosyal iletişim problemleri, tekrarlayıcı davranışlar, davranış problemleri,</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/otizm/">Otizm Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Otizm Spektrum Bozukluğu</strong>, yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden gelişimsel bir bozukluktur. Sosyal iletişim problemleri, tekrarlayıcı davranışlar, davranış problemleri, değişiklikleri kabul edememe, konuşma bozuklukları ve az ilgi alanıyla karakterize olmuş bir çocukluk dönemi bozukluğudur. Ancak erken teşhis ve tedavi (rehabilitasyon) programıyla ortaya çıkmış belirtilerin azaldığı ve kişinin hayatını daha adaptif bir şekilde devam ettirdiği de bilinmektedir.</p>
<h2>Otizmin Nedeni Nedir?</h2>
<p>Otizm spektrum bozukluğunun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Günümüze kadar farklı farklı uzmanlar genetik alt yapı, çevresel faktörler ve nörolojik bozukluklar üzerinde durmuştur. Ancak bunların üzerinde yapılan araştırmalar bir kesinliğe kavuşamamış dolayısıyla da otizmin kökeni henüz keşfedilememiştir. Ancak son görüşlere göre <strong>otizm</strong> spektrum bozukluğunun kökeninde tek bir nedenin olmadığı birçok nedenin bir araya gelmesiyle bu bozukluğun ortaya çıktığı savunulmaktadır.</p>
<h2>Otizm Hangi Sıklıkta Görülmektedir?</h2>
<p>Günümüzde <strong>otizm</strong> çocuklarda görülen en yaygın gelişimsel bozukluklardan bir tanesidir. 2014 yılında ortaya çıkan son verilere göre her 68 çocuktan 1 tanesinde otizm spektrum bozukluğu görüldüğü söylenmektedir. Bunun yanında <strong>otizmin görülme sıklığı</strong> anlamlı oranda erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla fazladır. Bu çocukların bir kısmında da dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, zekâ geriliği, öğrenme güçlüğü, epilepsi gibi eşlik eden başka problemlerde görülebilmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-481" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/otizmin-belirtileri-1024x696.jpg" alt="" width="1024" height="696" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/otizmin-belirtileri-1024x696.jpg 1024w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/otizmin-belirtileri-300x204.jpg 300w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/otizmin-belirtileri-768x522.jpg 768w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/otizmin-belirtileri.jpg 1170w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h2>Otizmin Belirtileri Nelerdir?</h2>
<ul>
<li>Göz kontağı azlığı veya yokluğu</li>
<li>Adına tepki vermeme</li>
<li>Çevreye karşı ilgisizlik</li>
<li>Diğer insanlarla ilişki kurmakta ve bunu sürdürmekte zorluk</li>
<li>Grup içinde etkileşim kurmada zorlanma</li>
<li>Yalnız kalmayı tercih etme</li>
<li>Aşırı hareketlilik veya hareketsizlik</li>
<li>Fiziksel temastan hoşlanmama</li>
<li>Gözlerin bir şeye takılıp kalması</li>
<li>Taklit becerisinde zayıflık</li>
<li>İsteklerini parmakla göstermeme</li>
<li>Konuşma bozukluğu (konuşma olması halindeyse bunu iletişim aracı olarak kullanmama)</li>
<li>Ekolali (yineleyen şekilde sözcük kullanımı)</li>
<li>Tek şekilde ve kalıp ifadelerle konuşma</li>
<li>Yersiz gülme veya ağlama davranışı gösterme</li>
<li>Duyguları anlayamama</li>
<li>Obje takıntısı (belirli nesneleri biriktirme veya elde tutma)</li>
<li>Hareket eden nesnelere karşı aşırı ilgi gösterme</li>
<li>Düzen takıntısı</li>
<li>Rutinlerin dışına çıkıldığında rahatsız olma</li>
<li>Tekrarlayan davranışlar (El çırpma, eşyalara ritmik olarak vurma, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme, nesneleri çevirme, zıplama vb.)</li>
<li>Hayali oyun kuramama</li>
<li>Oyuncakları amacı dışında oynama</li>
<li>Sosyal oyunlara karşı ilgisizlik (Örneğin; ceee oyununa tepki vermemek)</li>
<li>İnatçılık davranışı</li>
<li>Sözel övgü karşısında tepki vermeme</li>
<li>Tehlikeyi anlayamama veya ona karşı duyarsız olma</li>
<li>Uyaranlara karşı aşırı hassasiyet (ses, koku, ışık, his vb.)</li>
<li>Yemek yemede veya uyumada bozukluk</li>
<li>Beklemeye veya isteklerin geciktirilmesine karşı tahammülsüzlük gibi belirtilerinin bir kısmının görülmesi halinde otistik spektrum bozukluğu teşhisi uzmanlarca konulabilmektedir. Bu belirtiler otizmin şiddetine göre daha az veya daha yoğun görülebilmektedir. Bu sebeple kesin tanı için uzman görüşü almakta yarar vardır.</li>
</ul>
<h2>Otizmin Tedavisi Nasıl Gerçekleştirilmektedir?</h2>
<p>Buradaki en önemli noktalardan bir tanesi erken teşhis ve tanıdır. Tedavi; yani rehabilitasyon süreci ancak bu şekilde başlayabilmektedir. Rehabilitasyon sürecindeyse çocuğun ihtiyaçlarına yönelik iyi bir rota ilerletilmelidir. Çocuk; temel sosyal ve iletişim becerileri, davranış problemleri, konuşma bozuklukları gibi alanlarda farklı rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç duyabilmektedir. Tabii ki <strong>otizm hakkında</strong> doğru bilgilere ulaşmak ve bu yolda doğru ilerlemek oldukça önemlidir. Bu konuda da ebeveynlerin doğru yerlere başvurarak kendileri için gerekli bilgilere ulaşmaları elzemdir. Ancak tabii ki bu süreç anne-babalar için oldukça yorucu olabilmektedir. Ebeveynler eğer süreçle baş etmekte zorlanıyor ve ebeveynlik becerilerinden şüphe ediyorsa bireysel destek alarak süreci çok daha rahat ve güçlü bir şekilde ilerletebilmektedir. Bu noktada destek veya bilgi almak isteyen tüm ebeveynler internet sayfamdan iletişim adreslerime ulaşarak randevu talep edebilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/otizm/">Otizm Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/otizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı Nasıl Önlenir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-kardes-kiskancligi-nasil-onlenir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-kardes-kiskancligi-nasil-onlenir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2017 12:10:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda kardeş kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş kıskançlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=470</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kardeş kıskançlığı, birden fazla çocuğa sahip olan anne-babaların sıkça yakındığı ve sık sık bu nedenle uzman görüşü almaya ihtiyaç duyduğu bir durumdur. Peki,</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-kardes-kiskancligi-nasil-onlenir/">Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı Nasıl Önlenir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardeş kıskançlığı, birden fazla çocuğa sahip olan anne-babaların sıkça yakındığı ve sık sık bu nedenle uzman görüşü almaya ihtiyaç duyduğu bir durumdur. Peki, “Kardeş kıskançlığı nedir?” ve  “Kardeş kıskançlığı nasıl önlenir?”</p>
<p>Temelde kardeş kıskançlığı sevilen ve ilgi beklenen anne-babanın başkasıyla paylaşılmasına duyulan rahatsızlıktan doğmaktadır.  kardeşle bağlantılıymış gibi gözükmesine rağmen asıl faktör çocuğun en değerli varlıkları olan anne-babanın kaybedilme ihtimaline duyduğu korkudan kaynaklanmaktadır.</p>
<h2>Kardeş Kıskançlığının Nedenleri Nelerdir?</h2>
<ul>
<li>Kıskançlık, çocuğun o ana kadar kendine yöneltilen ilgi ve dikkatin kardeşe yöneltilmesiyle şekillenen bir duygudur. Kardeşin doğmasıyla birlikte kendisine ayrılan zamanın azalması çocukta ebeveynlere karşı kızgınlık ve kırgınlık duygularının gelişmesine neden olmaktadır. Çocuk bununla bağlantılı olarak kendini terk edilmiş, güvensiz ve desteksiz hissedebilmektedir.</li>
<li>Ebeveynlerin veya akrabaların bebek ile çocuk arasında kıyaslama yapması da kıskançlık nedenlerinden biri olabilmektedir. Çocuk bu kıyaslamayla kardeşiyle rekabete girmek mecburiyetinde hissedebilmektedir. Bunun nedeniyse kıyaslamada kendini öne çıkararak insanların gözündeki sevilebilir ve değerli çocuk imajını kazanmaya çalışmaktır.</li>
<li>Ayrıca kardeşler arası yaş farkının az olması da <strong>kardeş kıskançlığı</strong> ihtimali ve oranını da artırmaktadır. Çünkü ilgi ve sevgiye ihtiyaç duyan, aylardır veya yıllardır bu doyumu alan çocuğa ilginin azalması veya yok olması çocuğu bir anda boşlukta hissettirebilmektedir.</li>
<li>Kıskançlıkta cinsiyet faktörü de nedenlerden biri olabilmektedir. Ebeveynlerin cinsiyete göre belirli tercihleri varsa (erkek ya da kız çocuk isteme) ve bu doğrultuda bir kardeş dünyaya geldiyse çocuk ebeveynlerin kendi cinsiyetinden hoşnut olmadığını düşünebilmektedir. Örneğin; Çocuk kız ve yeni doğan bebek erkekse ailede erkek evlat istemişse kız çocuk erkek çocukların daha değerli ve kız çocukların daha az sevilebilir olduğunu düşünebilmektedir.</li>
</ul>
<h2><img loading="lazy" class="alignnone size-large wp-image-472" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/kardes-kiskancligi-1024x574.jpg" alt="" width="1024" height="574" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/kardes-kiskancligi-1024x574.jpg 1024w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/kardes-kiskancligi-300x168.jpg 300w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/kardes-kiskancligi-768x431.jpg 768w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/kardes-kiskancligi.jpg 1650w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></h2>
<h2>Kardeş Kıskançlığının Belirtileri Nelerdir?</h2>
<ul>
<li>Bu çocuklar sevilmedikleri düşüncesiyle ebeveynlerden uzaklaşıp içine kapanabilmektedir.</li>
<li>Bebeğin eve gelmesiyle sürekli huzursuz ve gergin olduklarından yemek yememeye ve kilo kaybetmeye başlayabilmektedirler.</li>
<li>Çocukların uyku düzeni bozulabilmektedir. Gece kâbus gördüklerini veya tuvaletleri geldiğini bahane ederek ilgiyi üzerlerine çekmeye çalışabilmektedirler.</li>
<li>Alt ıslatma, parmak emme gibi bebeklik dönemine ait davranışlar kardeş doğumundan sonra tekrar görülmeye başlanabilmektedir.</li>
<li>Bu çocuklarda sinirlilik görülebilmektedir. Örneğin, daha önce yapmadıkları halde istedikleri yapılmadığında ağlama krizine girebilmektedirler.</li>
<li>İlgiyi kendilerine çekmek için aşırı tepkiler gösterebilmektedirler. Örneğin; uygun olmayan durumlarda aşırı gülme davranışı veya aşırı hareketlilik hali gösterebilirler.</li>
<li>Çocuklar kendilerine veya eşyalarına karşı saldırgan davranışlar sergileyebilmektedirler. Örneğin; kendilerine vurabilirler.</li>
<li>Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (örneğin okula gitmek istememe) mide bulantısı, baş ağrısı gibi fiziksel temeli olmayan psikolojik alt boyuta dayanan belirtiler görülebilmektedir.</li>
<li>Çocuklar ebeveynlerinin onu sevip sevmediğini sorgulayabilmektedir. Çünkü ilginin tutarsız dağılımından ötürü ebeveynlerin sevgisinden bir türlü emin olamamaktadırlar. Bu sorgulama sözel olabileceği gibi anneyi kardeşle yalnız bırakmak istememe şeklinde de görülebilmektedir.</li>
<li>Bu süreçte bazı çocuklar tepkisini anneyi sıkboğaz ederek ve bir an olsun yanından ayrılmayarak gösterirken bazı çocuklar ise anneyi reddederek ve ona karşı hırçın davranışlar sergileyerek gösterebilmektedir.</li>
</ul>
<h2>Kardeş kıskançlığını Azaltmak İçin Neler Yapılmalıdır?</h2>
<ul>
<li>Kardeş doğumundan sonra çocuğun hayatında mümkün olduğunca büyük değişikler yapılmamalıdır. Örneğin; çocuğun odası değiştirilmemeli ya da okula başlatılmamalıdır. Çünkü bu çocuğun bu tür değişikliklerin sebebini kardeşine bağlamasına neden olacaktır.</li>
<li>Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterilmesindense var olan sevgiyi ilk andan itibaren oranlı paylaştırmak çok önemlidir.</li>
<li>Bunun yanında ebeveynlerin bebeğe zarar gelecek korkusuyla aşırı kaygı içeren tavırlarla bebeği kardeşinden uzaklaştırması yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Çocuğun bebeğe zarar vermesini engellemek için çocuğa açıkça bebeğe zarar verecek davranışlara izin verilmeyeceği anlatılmalıdır. Olurda çocuk kardeşinin canını yakacak bir davranış sergilerse sinirlenmeden onu uyarmak gerekmektedir.</li>
<li>Kardeşler arası karşılaştırma yapmaktan kaçınılmalıdır. Ancak çocuğunda bir zamanlar küçük bir bebek olduğu ve aynı bakıma gereksinim duyduğu anlatılarak bebekle empati kurması sağlanabilir. Böylece çocuk kardeşin onun gibi özellikleri olan bir birey olarak algılar ve kardeşini benimsemeye doğru bir adım atar.</li>
<li>Özetle burada dikkat edilmesi gereken şey ebeveynlerin iş bölümüyle iki çocuğu da aynı ilgi, sevgi ve özenle yaklaşabilmesidir. Eğer ebeveynlerin çocuklara gösterdikleri ilgi ve alaka eşit şekilde dağılırsa çocuk kendini ne sevgisiz ne de desteksiz hissedecektir.</li>
</ul>
<p>Tabii ki bunları uygulamak her ebeveyn için kolay olmamaktadır. Özellikle çalışan ebeveynler çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda akıllarında birçok soru işareti barındırabilmektedir. Bu aşamada ebeveynlerin hem çocuklara yaklaşım tarzlarını şekillendirmeleri hem de onlara psikolojik anlamda sağlıklı tutumlar sergileyebilmeleri için bir uzmandan görüş almaları faydalı olacaktır. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu almak için iletişim adreslerinden bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-kardes-kiskancligi-nasil-onlenir/">Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı Nasıl Önlenir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-kardes-kiskancligi-nasil-onlenir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Down Sendromu Nedir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/down-sendromu-nedir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/down-sendromu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2017 09:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromu nedir]]></category>
		<category><![CDATA[down sendromu özellikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyaya gelen ortalama her 800 bebekten birinde görülen down sendromunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bugün yazımda bu sorunun cevabını yanıtlamaya çalışacağım. En basit tanımıyla down sendromu, 21.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/down-sendromu-nedir/">Down Sendromu Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaya gelen ortalama her 800 bebekten birinde görülen <strong><a href="https://www.bengisuegridere.com/down-sendromu-nedir/">down sendromu</a>nun ne olduğunu biliyor musunuz?</strong> Bugün yazımda bu sorunun cevabını yanıtlamaya çalışacağım. En basit tanımıyla down sendromu, 21. kromozom çiftinde yer alan fazladan bir kromozom nedeniyle ortaya çıkan bir genetik rahatsızlıktır. Ayrıca dünya genelinde en sık görülen genetik anomali olarak da bilinmektedir.</p>
<h2>Down Sendromu Nedir?</h2>
<p>Her sağlıklı insan 23 anneden 23 babadan toplamda 46 kromozomla dünyaya gelmektedir. Down sendromlu bireylerde ise kromozom sayısı 46 değil 47 tanedir. Bu kişilerde 21. kromozom çiftinde bir kromozom fazlalığı bulunmaktadır. Bu da kişide çeşitli genetik değişikliklere sebebiyet vermektedir. Bu değişiklikler bireyde zihinsel, fiziksel ve gelişimsel farklılıklara neden olmaktadır.</p>
<h2>Down Sendromu Nasıl Oluşur?</h2>
<p>İlk olarak şunu söylemek gerekir ki down sendromu anne ya da babadan kaynaklı veya hamilelik öncesi, sırası ya da sonrasından ortaya çıkan bir bozukluk değildir. En azından buna dair uzmanların elinde net bir veri bulunmamaktadır. Genel kanı bu genetik rahatsızlığın çoğunlukla döllenme sırasında meydana geldiğine dairdir. Bunun tesadüfi bir şekilde anne veya babanın üreme hücresindeki bir fazla kromozomla aktarıldığı düşünülmektedir. Bir kısmının ise genetik bir alt boyuta dayandığı varsayılmaktadır. Eğer ilk gebelikte 21. kromozomda meydana gelen bir anomali varsa ve bunun genetik bir alt boyutu olduğu düşünülüyorsa diğer hamileliklerde de tekrar etme riski göz önünde bulundurularak sonraki hamileliklerde anne ve bebek kontrol altında tutulmaktadır. Son olasılık ise döllenme sırasında ilk hücre bölünmesinde bir problem olduğunu düşündüren bulguların varlığıdır.</p>
<p>Bunların sebebi olarak da annenin radyasyona maruz kalması, uyuşturucu ya da alkol kullanması gibi nedenler gösterilmektedir. Tabii ki bunların hiçbiri uzamanlarca kesin veya kanıtlanmış olarak görülmemektedir. Uzmanların ortak noktada birleştiği görüş ise <strong>down sendromu riskini arttıran</strong> en önemli etkenin annenin ileri yaşta hamile kalmış olmasıdır. Özellikle 35 ve üzeri yaşlarda hamile kalmış kadınlarda genetik bozuklukların daha sık görüldüğü tespit edilmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone wp-image-462 size-large" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/down-sendromlu-cocugun-ozellikleri-1024x614.jpg" alt="" width="1024" height="614" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/down-sendromlu-cocugun-ozellikleri-1024x614.jpg 1024w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/down-sendromlu-cocugun-ozellikleri-300x180.jpg 300w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/down-sendromlu-cocugun-ozellikleri-768x461.jpg 768w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/08/down-sendromlu-cocugun-ozellikleri.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h2>Down Sendromlu Çocukların Özellikleri Nelerdir?</h2>
<p>Her çocuğun kendine özgü özellikleri olmasına rağmen <strong>down sendromuna sahip çocukların</strong> genellikle görünüş olarak benzer tipik özellikleri vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir;</p>
<ul>
<li>Düz yüz, basık ve küçük burun,</li>
<li>Kafatasının arkasının yassı oluşu,</li>
<li>Dilin normalden büyük oluşu,</li>
<li>Ortalamanın altında boy ve kiloya sahip olma,</li>
<li>Avuç içinde tek kırışıklık,</li>
<li>Küçük parmaklar ve geniş eller,</li>
<li>Birinci ve ikinci parmak arasındaki genişliğin fazlalığı,</li>
<li>Kas tonusunda düşüklük,</li>
<li>Ensenin geniş oluşu gibi.</li>
</ul>
<p>Down sendromlu bireyler benzer görünüşlere ve belirli tipik özelliklere sahip olmalarına rağmen her birey gibi farklı kişilik özelliklerine sahiptir.</p>
<h2>Down Sendromunun Gelişimi Nasıl Gerçekleşir?</h2>
<p>Elbette ki fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişim belirli ölçülerde genetik faktörlere bağlıdır. Ancak bunun yanında bireylerin çevreyle öğrenme kapasitelerini desteklemekte gelişimi olumlu yönde etkilemektedir. Down sendromlu çocuklar genetik rahatsızlıkları sebebiyle belirli tıbbi rahatsızlıklara açıktır ve gelişimsel olarak normal çocuklardan daha geri olarak gelişim aşamalarını takip etmektedir. Kas tonularının düşük olması sebebiyle fiziksel gerilikler (oturma, apalama, yürüme, konuşma becerileri vb) ve işitme, konuşma ya da görmeyle ilgili bazı sıkıntılarla karşı karşıya kalabilirler. Bu nedenle down sendromlu çocukların ebeveynlerine mutlaka rehabilitasyon desteği önerilmektedir. Hem fizyoterapi çalışmalarıyla kas gelişiminin güçlendirilmesi hem de konuşma, sosyal, bilişsel ve diğer motor becerileri için diğer rehabilitasyon alanlarından da yararlanma gerekliliği bu öneriler içinde yer almaktadır. Verilen düzenli eğitimlerle genetik alt yapıdaki gerilik çevresel boyutla geliştirilmeye çalışılır. Bu sayede çoğu down sendromlu birey hayatlarını oldukça adaptif ve rahat geçirebilmektedir.</p>
<p>Tabii ki bu konuda bilgi sahibi olmak ve bu yolda doğru ilerlemek oldukça önemlidir. Bu konuda ebeveynlerin ayrıntılı bilgi alabilecekleri yerlere başvurmaları ve bu doğrultuda ilerlemeleri gerekmektedir. Ancak tabii ki bu süreç ebeveynler içinde oldukça yorucu olabilmektedir. Kişiler eğer süreçle baş etmekte zorlanıyor ve ebeveynlik becerilerinden şüphe ediyorsa bireysel destek alarak süreci çok daha rahat ve güçlü bir şekilde ilerletebilir. Bu noktada destek veya bilgi almak isteyen tüm ebeveynler internet sayfasında yer alan iletişim adresleriyle ulaşarak randevu talep edebilirler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/down-sendromu-nedir/">Down Sendromu Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/down-sendromu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Yeme Davranışı Nasıl Geliştirilir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yeme-davranisi-nasil-gelistirilir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yeme-davranisi-nasil-gelistirilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2017 09:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda yeme davranışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça ebeveynlerin çocuklarının yeteri kadar beslenmemesinden veya onların zorla yemek yemesinden bahsettiği görülmektedir. Beslenme, çocuğun sağlıklı olması için gerekli olduğundan anne-babalar özellikle de</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yeme-davranisi-nasil-gelistirilir/">Çocuklarda Yeme Davranışı Nasıl Geliştirilir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça ebeveynlerin çocuklarının yeteri kadar beslenmemesinden veya onların zorla yemek yemesinden bahsettiği görülmektedir. Beslenme, çocuğun sağlıklı olması için gerekli olduğundan anne-babalar özellikle de bu konuda çocuklara oldukça ısrarcı davranmaktadır. Bunu başaramadıklarındaysa kendilerini kötü, başarısız birer ebeveyn olarak görebilmektedirler. Anne-babanın bu konudaki zaafını hisseden çocuksa küçük yaşlardan itibaren, kontrol sağlayabildiğini keşfettiği konularda (yemek yemek ve tuvalet alışkanlığı) ebeveynleri zorlamaktadır. Yedirme sırasında annenin üzüldüğünü veya sinirlendiğini hissettikçe çocuk<strong> yemek yememe davranışını</strong> devam ettirebilmektedir.  Çünkü çocuklar, bebeklik dönemlerinden itibaren yemek yiyerek veya yemeyerek anne-babalarını denetim altında tutabileceklerini fark etmeye başlamaktadır. Yemek yeme saatlerinde işleri zorlaştırarak, ebeveynlerin dikkatini kendilerine çekebilmekte, kızgın olduklarında anne veya babaya yemek yememe üzerinden eziyet çektirebilmektedirler. Olayı çözecek kilit nokta ise sabırdır. Kızmadan, sakince ve kararlı bir şekilde bekleyerek çocuğun yemek yemesi beklenmelidir.</p>
<h2>Yemek Yemeyen Çocuğa Sahip Ebeveynler İçin Öneriler Nelerdir?</h2>
<ul>
<li>Çocuğun büyüyüp gelişmesi için gerekli olan tek şeyin yemek olmadığı hatırlanmalıdır. Çocuk sevgi, şefkat ve ilgiyle de beslenmektedir.</li>
<li>Çocuğun sağlıklı gelişmesi için çok yemesi gerekmemektedir. Önemli olan dengeli beslenmesidir.</li>
<li>Ebeveynler çocuğu diğerleriyle karşılaştırmamalıdır. Her çocuğun gereksinimi ve büyüme hızı farklıdır.</li>
<li>Aç olan çocuk eninde sonunda yemek isteyecektir, onun aç olduğunu fark etmesine izin verilmelidir. Bu şekilde çocuk ihtiyaçlarını fark etmeyi ve bunların ifade edilmesi gerektiğini öğrenecektir. Bu davranışın okul öncesi süreçte edinilmesi ve sağlamlaştırılması ilkokul döneminde de problem yaşanmaması için gereklidir.</li>
<li>Çocuk yemeğini masada oturup yemesi için teşvik edilmelidir. Yemek masasının sıkıcı değil de aile üyelerinin günlerini nasıl geçirdiklerini anlattıkları, sohbet ettikleri ve bu sırada da hep beraber yemek yedikleri bir yer olduğu gösterilmelidir. Çocuk için eğlenceli ve paylaşımın olduğu bir ortam masada yemek yemeyi kolaylaştıracaktır. Bunun yanında ebeveynler ellerinde tabak çocuğun peşinde koşmayı bırakmalı onun masaya gelmesi için sabırla beklemelidir.</li>
<li>Çocuğa sadece öğününde yemek teklif edilmelidir. Çocukların zaten küçük olan mideleri atıştırmalıklarla dolacağından açlık hissi ortadan kalkacaktır. Ana öğünde yemek yeme süreci de otomatik olarak azalacaktır.</li>
<li>Yemek seçimiyle ilgili olarak çocuk için besleyici olduğu düşünülen yiyeceklerden evde olanlar arasında seçim yapmasına izin verilmelidir. Ebeveynler, seçtiği halde yemediği yiyeceği bir başka öğünde tekrar deneyebilir. Çocuk sofradan yemeden kalkmışsa birkaç saat sonra acıkabilir, öbür öğünü bekletmek ve atıştırmalıklara izin vermemek yeme alışkanlığının oturması için daha doğru olacaktır.</li>
<li>Ebeveynler yemek sırasında ne kadar sinirlenirse sinirlensin bunu belli etmemeye çalışmalıdır. Dolu tabak sakin bir şekilde çocuğun önünden alınmalı ve gülümseyerek sohbete veya yapılacak işe devam edilmelidir.</li>
<li>Yemeğini yemediği için çocuk cezalandırılmamalı veya yediği için ödüllendirmemelidir. Bu şekilde olayın gereğinden fazla bir anlam kazanmasına olanak sağlanmamış olunur.</li>
<li>Ebeveynler yemeklerin hepsini birbirine karıştırıp çocuğa hızla yedirmeye çalışmamalıdır. Çocuk ne yemek istediğine kendi karar vermeli, kendine ait bir yemek zevkine sahip olması için rahat bırakılmalıdır.</li>
<li>“Hiçbir şey yemiyor bari bunu seviyor, yesin.” diyerek, besleyici değeri olmayan, ancak çabuk doyuran gıdalar çocuklara yedirilmemelidir. (Yemekten sonra yenilen bir iki bisküvi, gofret veya şekeri bunun dışında tutabilir.) Ebeveynler çocuğun yemesini istemediği yiyecekleri evde bulundurmamalıdır. Evde yiyebileceği yemeklerden bulundurulmalı ve aralarından seçim yapmasına izin verilmelidir.</li>
<li>Ebeveynler yemek işini inada bindirmemelidir, bu yolla çocuğun anne-baba üzerinde egemenlik kurmasına izin vermemelidir.</li>
<li>Çocuğun yemeyle ilgili sorunu onun duyabileceği yerlerde başka kişilerle paylaşmamalıdır. Çocuk bu olaydan iki şeklide etkilenebilmektedir; hem kendinin bile tam anlamıyla farkında olmadan yaptığı ilgi çekebilme işini yemeyerek başardığını algılayabilmekte, hem de ebeveynleri üzmekten dolayı kendini kötü çocuk olarak görebilmektedir.</li>
</ul>
<p>Unutulmalıdır ki; iyi anne-baba olmak çocuğu iyi gıdalarla beslemekten geçmez. Çocuğa fırsatlar tanıyan, onu kısıtlamayan, baskı yapmayan ve özgür iradesini ortaya koyması noktasında onu destekleyen anne-babalar genellikle bu tür davranış problemleriyle zaten baştan karşılaşmamaktadır. Bu tür yemek yeme sorunlarla karşılaşan anne-babalarsa yukarıdaki önerileri deneyebilir, başarılı olamadıkları durumlarda ise bir psikologdan destek alabilir. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu almak için iletişim adreslerinden bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yeme-davranisi-nasil-gelistirilir/">Çocuklarda Yeme Davranışı Nasıl Geliştirilir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yeme-davranisi-nasil-gelistirilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaygılı Çocuğa Nasıl Davranılmalıdır?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/kaygili-cocuga-nasil-davranilmalidir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/kaygili-cocuga-nasil-davranilmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Jul 2017 16:18:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda kaygı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=446</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan hayatının en hızlı gelişen yılları çocukluk yıllarıdır. Bu dönemde çocuk çevresini tanımaya ve çevresindeki ilişkileri kendince anlamlandırmaya çalışmaktadır. Bu gelişim süreci içindeyse</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/kaygili-cocuga-nasil-davranilmalidir/">Kaygılı Çocuğa Nasıl Davranılmalıdır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan hayatının en hızlı gelişen yılları çocukluk yıllarıdır. Bu dönemde çocuk çevresini tanımaya ve çevresindeki ilişkileri kendince anlamlandırmaya çalışmaktadır. Bu gelişim süreci içindeyse çocuğun içinde bulunduğu çevresel koşullara göre kaygı türleri ve düzeyi de şekillenmektedir. Kaygı duygusu anne-babasının, öğretmenlerinin ve arkadaşlarının davranışlarına göre artmakta veya azalmaktadır.</p>
<p>Eğer çocuk gözle görülebilir bir sebep ve yakın zamanda yaşanmış bir sorun yokken her zaman yaptığı etkinlikleri yapmakta sorun çıkarıyor, okula gitmek istemiyor, yemek yemek istemiyor, sık sık ağlama krizlerine giriyor, sakinleşmekte güçlük çekiyor ve keyifsiz davranıyorsa tüm bunlar onun kaygı düzeyinin yükseldiğine işaret edebilmektedir.</p>
<h2>Yaşlara Göre Çocuklukta Görülen Kaygı-Korku Türleri:</h2>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="111"><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>1-3 Yaş</em></td>
<td width="503">&nbsp;</p>
<p>·         Anne-babadan ayrılma</p>
<p>·         Bir yabancıyla karşılaşma</p>
<p>·         Bakımını sağlayan kişinin yokluğu</p>
<p><em> </em></td>
</tr>
<tr>
<td width="111"><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>3-6 Yaş</em></td>
<td width="503">·         Karanlık</p>
<p>·         Hayvanlar ve hayali yaratıklar</p>
<p>·         Birden ortaya çıkan çevre değişiklikleri</p>
<p>·         3-4 yaşındaki erkek çocuklarda iğdiş edilme</p>
<p>·         Kızlarda cinsel organının erkeklerden farklı olduğunun anlaşılması</p>
<p>·         Aileye yeni bir kardeş gelmesi</td>
</tr>
<tr>
<td width="111"><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>6-7 Yaş</em></td>
<td width="503">·         Yabancılar</p>
<p>·         Gürültü ve yüksek ses</p>
<p>·         Kötü masal kahramanları</p>
<p>·         Aileden ayrılma</p>
<p>·         Gece yalnız kalma</p>
<p>·         Okula başlama ve okula gitme</p>
<p>·         Arkadaş edinememe ve arkadaşları tarafından istenmeme</p>
<p>·         Başarılı olamama</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone wp-image-448 size-full" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/kaygili-cocuga-nasil-davranilmali.jpg" alt="" width="636" height="372" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/kaygili-cocuga-nasil-davranilmali.jpg 636w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/kaygili-cocuga-nasil-davranilmali-300x175.jpg 300w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<h2>Kaygılı Çocuğa Nasıl Davranılmalıdır?</h2>
<p>Ebeveynler çocuklarını büyütürken onu kaygılı düşünceler, tutum ve davranışlarla değil, sevgi ve güven duygusu içinde yetiştirmeye çalışmalıdır. Kaygıyı artıracak anne-baba tutumları yerine hoşgörülü ve tutarlı tutumlar sergilenmek çocuğu güvende hissettirecektir.</p>
<p>Unutmamalıdır ki kaygı anne-babanın gözünden çocuğa geçen bir duygudur. Bu noktada anne babaların en sık yaptığı kaygı arttırıcı davranış, çocukla ilgili olan kendi korku ve kaygılarını çocuğa yansıtmaktır. Tabii ki çocuğu için kaygılanmak her anne babanın hissettiği ve hissedeceği doğal bir duygudur. Ancak bu kaygıların anne babanın kaygısı olarak kalması gerekmektedir. Çoğu zaman kaygı ebeveynlerin mimik ve ses tonundan çocuğa geçmektedir. Bu nedenle çocukla konuşurken veya kaygılanılan bir konu hakkında ondan bilgi almaya çalışırken ebeveynlerin davranışları, ses tonları, mimikleri ve beden dilleri herhangi bir konudan farklı olmamalıdır. Laf arasında nötr bir şekilde sorulmalıdır.</p>
<p>Buna ek olarak çocuğun bütün tepkileri birincil olarak anne-babadan öğrendiği unutulmamalıdır. Örneğin; çocuğun ciddi yaralanmasına sebep olmayacak şekilde düştüğü bir durum düşünelim. Eğer buna ebeveyn büyük bir tepki verirse çocuk ağlamaya başlayacaktır. Ancak çocuk ebeveyni sakin görürse, canı da acımıyorsa hiçbir şey olmamış gibi devam edecektir. Bu her konuda böyledir. Eğer ebeveynler sakin olursa çocuk da sakince tepki verecektir.</p>
<p>Bunun yanında çocuğun hayatındaki bazı değişiklikler (kardeşinin doğumu, taşınma, okula başlama gibi) onu kaygılandırabilmektedir. Böyle durumlarla karşılaştığında çocuğu önceden yeni duruma hazırlamak gerekir. Bu durumların çocukta yarattığı kaygı kadar anne-babada da kaygı ve stres yaratması mümkündür. Örneğin; çocuğun okula başlaması sırasında ilk kez anne-babadan ayrılma stres yaratabilir ve kaygı düzeyini yükseltebilir; ancak diğer taraftan ebeveynlerin de çocuktan ilk kez ciddi anlamda ayrılması ve çocuğun başka bir ortama giriş yapması da anne-babayı kaygılandırabilmektedir. Kısacası çocuğu sakinleştirmenin yolu öncelikle ebeveynin kendini sakinleştirmesinden geçmektedir. Çünkü sakin ebeveynler çocuğun duygusunu anlayabilir ve onun duygusuna doğru yanıtı verebilir.</p>
<p>Tabii ki kaygıyla ilgili bu söz edilenler her ebeveyn için kolayca gerçekleştirilebilecek tavsiyeler içinde yer almamaktadır. Eğer anne-babalar kendi ve dolayısıyla da çocuğun kaygısıyla baş etmekte zorlanıyor, nasıl davranacaklarını bilemiyor, bazı şeyleri uygulamaya çalışmalarına rağmen başarılı olamıyor ise bir psikologdan yardım almaları sürecin çözümü için etkili olacaktır. Ayrıntılı bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu almak için iletişim adreslerinden bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/kaygili-cocuga-nasil-davranilmalidir/">Kaygılı Çocuğa Nasıl Davranılmalıdır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/kaygili-cocuga-nasil-davranilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Sorumluluk Bilinci Nasıl Geliştirilir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-sorumluluk-bilinci-nasil-gelistirilir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-sorumluluk-bilinci-nasil-gelistirilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jul 2017 11:49:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk bilinci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=413</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynlerin en büyük isteklerinden biri kendi ayakları üzerinde durabilen, kendine güvenen, sorumluluklarını bilen ve zorlu hayat koşulları içinde kendi başına sıkıntılarıyla baş etmeyi</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-sorumluluk-bilinci-nasil-gelistirilir/">Çocuklarda Sorumluluk Bilinci Nasıl Geliştirilir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ebeveynlerin en büyük isteklerinden biri kendi ayakları üzerinde durabilen, kendine güvenen, sorumluluklarını bilen ve zorlu hayat koşulları içinde kendi başına sıkıntılarıyla baş etmeyi becerebilen çocuklar yetiştirebilmektir. Ancak bazı ebeveynler çocuklarında sorumluluk bilincinin sonradan edinildiğini düşündüğünden belirli davranışları yerinde ve zamanında çocuğa kazandırmakta oldukça zorlanmaktadır. Bazıları da çocuklarına kaldırabileceklerinden daha büyük sorumluluklar yüklediğinden çocuk bunu yapmakta başarısız olmakta daha sonrada yapma isteğini gösterememektedir.</p>
<h2>Çocuğun Sorumluluk Bilinci Ne Zaman Gelişir?</h2>
<p><strong>Çocuklarda sorumluluk bilinci</strong>, yaşamın ilk yıllarından itibaren küçük küçük edindirilmesi gereken bir bilinçtir. Çocuğa mutlaka yaşına uygun yapabileceği sorumluluklar verilerek herkes gibi onunda belirli davranışları yerine getirmesi gerektiği gösterilmelidir. Örneğin, 2 yaşındaki bir çocuk tüm odasını olmasa da kendi oyuncaklarını toplayabilir veya kendi başına dökerek de olsa yemek yiyebilir ya da 5 yaşındaki bir çocuk tuvalet temizliğini kendi başına yapabilir. Eğer ebeveynler çocuğun yapabileceği davranışları yapması noktasında onları teşvik etmez ya da bunları yapmasına engel olursa çocuk neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini anlayamaz. Bu da ilerde çocuğun ebeveyn tarafından tembel çocuk olarak adlandırılmasına sebebiyet verir.</p>
<h2>Çocuklarda Sorumluluk Bilinci Neden Önemlidir?</h2>
<p>Öncelikle <strong>özgüven ile sorumluluk bilinci</strong> arasında güçlü bir ilişki olduğunu belirtmek gerekir. Çocuğun kendi becerilerini geliştirebilmesi, davranışlarının sonucunun bilincinde olabilmesi, kendi ihtiyaçlarını kendi başına karşılayabilmesi ve anne-babaya daha az bağımlı hale gelmesi sorumluluk bilincinin kazanılmasıyla edinilebilecek becerilerdendir. İnsan doğası zaten bu becerileri elde etmek için doğuştan getirdiği becerilere sahiptir. Ancak bunun şekillenmesi için deneyim gerekmektedir. 2 yaşındaki çocuk masada oturup yemek yiyebiliyorsa ve aile bunu destekliyorsa kendi başına yemek yiyebilir hale gelir. Ancak aynı çocuğa ebeveyn kendi yemek istemesine rağmen zorla yemek yediriyorsa hevesi kırıldığı için zaten kendi yemek istemeyecek ya da masaya oturmamak için elinden geleni yapacaktır. Bu becerilerin gelişmesi için fırsat verilmeyen çocuklarsa <strong>utangaç</strong>, <strong>özgüvenleri eksik</strong> ya da <strong>yetersizlik duygusu</strong> yaşayabilen çocuklar olacaktır. Bunun yanında 5 yaşındaki bir çocuk ilk kez kıyafetlerini katlayıp dolaba kaldırdığında hem bağımsız olarak bir şeyleri yapabildiğini gördüğünden özgüven duygusu beslenecek hem de kendi kendine bir şeylerin üstesinden gelebileceğini fark edecektir.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-415" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/sorumluluk-bilincinin-onemi.jpg" alt="" width="600" height="333" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/sorumluluk-bilincinin-onemi.jpg 600w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/sorumluluk-bilincinin-onemi-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<h2>Çocuklarda Sorumluluk Bilinci Nasıl Geliştirilir?</h2>
<p>Öncelikle ebeveynlerin çocukların hangi yaş grubunda hangi becerilere sahip olduğu ve neleri yapabileceği hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Ayrıca her anne-baba çocuklarını gözlemleyerek beceri ve yapabileceklerini test etmeli ve bunlar üzerinden çocuklarına <strong>küçük sorumluluklar</strong> vermeyle işe başlamalıdır. Burada en önemli şey küçük yaşlardan itibaren bunu yapmaya başlamak ve verilen bir sorumluluğun istikrarlı olarak çocuk tarafından yapılmasını sağlamaktır. Çocuk o gün kendi yemek yemek istemiyor diye bu sorumluluğu çocuk yerine ebeveynler yerine getirilmemelidir. Her nasıl ertesi güne yetiştirmemiz gereken projeyi bizim yapmamız gerekiyor ve bizim yerimize başkası yapamıyorsa çocukta kendi üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir. Ayrıca ebeveynler çocuğun yapabileceği işlerde çocuğa engel olmamalıdır. Bu çocuğa; “Sen yapamıyorsun, senin yerine ben yapayım. Doğrusunu sen değil ben bilirim.” demenin bir yoludur ve bu çocuk için oldukça yaralayıcıdır. Çocuk bu tür bir mesajla kendine olan güvenini sorgulayacak ve hayal kırıklığına uğrayacaktır. Bu nedenle ebeveynlere düşen görev çocuğa fırsat vermek, onu desteklemek ve yapamadığı şeylerde onun yanında olmaya çalışmaktır. Ayrıca tabii ki çocuğa bu konuda model olmaktır. Çocuk birincil olarak anne-babasının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini gördükçe kendi sorumluluklarını yerine getirmeyi edinir. Bu yüzden ebeveynlerin önce kendileri bu konuda hassas davranmalıdır.</p>
<p>Tabi ki konu hakkında söylenecekler bunlarla sınırlı değildir ve her zaman ebeveynler bu beceriyi geliştirme konusunda etkili yollar bulamamaktadır. Bu noktada da bir psikologdan yardım almak yararlı olacaktır. Konu hakkında ayrıntılı bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu talep etmek için bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-sorumluluk-bilinci-nasil-gelistirilir/">Çocuklarda Sorumluluk Bilinci Nasıl Geliştirilir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-sorumluluk-bilinci-nasil-gelistirilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Özgüven Nasıl Desteklenir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-ozguven-nasil-desteklenir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-ozguven-nasil-desteklenir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 07:11:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda özgüven]]></category>
		<category><![CDATA[özgüven nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=408</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni dünyaya gelmiş bir bebek henüz kendinin ve etrafındaki insanların farkında değildir. Başlangıçta çeşitli fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları olan ve bunların doyurulmasını bekleyen</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-ozguven-nasil-desteklenir/">Çocuklarda Özgüven Nasıl Desteklenir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni dünyaya gelmiş bir bebek henüz kendinin ve etrafındaki insanların farkında değildir. Başlangıçta çeşitli fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları olan ve bunların doyurulmasını bekleyen bir yapıdadır. Birincil bakıcının (Bebeğe birincil düzeyde bakım veren kişiye birincil bakıcı denir. Bu genellikle bizim toplumumuzda annedir.) bu ihtiyaçlarını mümkün olduğunca yerine getirmesiyle kendini hem fiziksel hem de psikolojik anlamda dengede görmek ister. Yani hem karnının tokluğunun, altının temizliğinin ve uykusunun yeterli olmasını bekler (fiziksel) hem de güvende olduğunu, sevildiğini, değerli olduğunu ve varlığının bu dünyada kabul gördüğünü (psikolojik-duygusal) bilmek ister. Bu nedenle anne ile çocuk arasındaki etkileşim çok önemlidir. Çocuk kendisine dair kimlik algısını birincil bakıcısı gözünden edinir. Yani anne çocuğu koşulsuz seviyorsa ve onu her koşulda kıymetli görüyor ve bunu ona hissettiriyorsa çocuk kendini sevilebilir ve değerli görür. Annenin yansıtmalarıyla başlayan bu kendini sevme, değerli hissetme ve bunlar üzerinden gelişen güven duygusu kişinin ileride kendini algılamasında büyük rol oynar ve bu çocuğun özgüvenine büyük katkı sağlar.</p>
<h2>Özgüven Nedir?</h2>
<p>Özgüven, kişinin kendine olan güveni olarak tanımlanmaktadır. Bunun kaynağı ise kendini koşulsuz seven ve kendini değerli gören bir çocuk olarak yetişebilmesidir. Kişinin kendine bu tür bir algıyla yaklaşması çevresinde her ne yaşanıyorsa yaşansın ve insanlar onu nasıl algılarsa algılasın aynı şekilde kendine güvenmesini sağlar.</p>
<p>Aksi haldeyse çocuk güvensiz, utangaç, içedönük, kendini ifade etmekten çekinen, kendisiyle ilgili negatif algılamaları olan, çevresindeki insanlara göre davranan ve onlara göre şekil alan veya yapabileceklerini bile yapmaktan çekinen bir yapıya sahip olabilmektedir. Bunun yanında çocuk tüm iyi ve kötü özellikleriyle kendini sevemez ve değerli göremez. İyi yaptığı şeylerle gündeme geldiğinde özgüven yerindeymiş gibi görünürken yapamadığı şeylerde büyük kırılmalar yaşayabilir ve belki geri çekilebilir. Bu çocuğun hem aile içindeki hem de dışarıdaki sosyal hayatını etkileyebileceği gibi hayattaki genel işlevselliğini de etkilemektedir. Örneğin; arkadaşları arasında haylaz bir çocuk olduğunda kabul görebilen bir çocuk kendini başka bir şekilde ortaya koyamayacağına inandığından haylaz olmayı seçebilir ve arkadaşlarının isteklerine göre şekil alabilir. Ancak ailesinden aldığı öğreti “Haylazlık yapmadığın zaman benim için sevilebilir bir çocuksun.” ise bu yaptığından da rahatsız olur ve kendini çok kötü hisseder. Veya çocuk çok iyi piyano çalmasına rağmen kendine güvenmediğinden ve başarısız olursam ailem beni benim ihtiyacım olduğu şekilde değerli görmeyecek-sevmeyecek ve beni eleştirecek algısıyla çıktığı konserde kötü bir performans sergileyebilir.</p>
<p>Bu sebeplerden ötürü özgüven hem çocuklar hem de yetişkinler için oldukça temel ve kıymetli bir kavramdır. En başta çocuğun kendini iyi hissederek hayatını devam ettirebilmesi için özgüvenli çocuklar yetiştirmek ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli bir noktadır.</p>
<h2>Çocuklarda Özgüven Kaç Yaşlarında Şekillenir?</h2>
<p>0-3 yaşları arası dönem, çocukların özgüven gelişiminde oldukça önemli bir yaş aralığıdır. Az önce de bahsettiğim gibi annenin çocuğun ihtiyaçlarını doğru, zamanında ama gerçekliğe uygun bir şekilde doyurmasıyla çocukta güven duygusu gelişir. Bu da çocuğun kendine dair algısına katkı sağlar. Ancak özgüven gelişimi çocuklukla sınırlı değildir. Bu duygunun kişinin hayatında yer etmesi ve oturmuş bir yapıya sahip olması ergenlik sonunu bulmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-410" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/cocuklarda-ozguven-eksikligi.jpg" alt="" width="500" height="300" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/cocuklarda-ozguven-eksikligi.jpg 500w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/07/cocuklarda-ozguven-eksikligi-300x180.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h2>Çocuklarda Özgüven Nasıl Desteklenir?</h2>
<ul>
<li>İlk olarak ebeveynlerin çocuğa bu konuda model olması önemlidir. Anne ve babalar belirli alanlarda başarılı olsa da belirli alanlarda başarılı olamadıklarını ve bunun utanılacak, kendilerine dair olan algıyı değiştirmeyecek bir yapıda olduğunu çocuklarına göstermelidir.</li>
<li>Çocuk yapamadıklarıyla değil yapabildikleriyle öne çıkartılmalıdır. Böylece bazı şeylerin üstesinden gelemese de belirli alanlarda başarılı olabileceğine dair bir algı geliştirir. Bu noktada ebeveynler çocuğun yapamadığı şeylere destek vermeyi ve birlikte bunun üstesinden gelmeyi deneyebilir. Çocuk destek sayesinde başarıya ulaşılınca aslında yapılan işin o kadar da zor olmadığı ve üstesinden gelinebilecek olduğunu görmüş olur.</li>
<li>Ebeveynler, çocuklarına yapabilecekleri ve yaşına uygun sorumluluklar vererek bunları öne çıkartmayı deneyebilir. Çocuk verilen sorumluluğu görüp yerine getirdikçe hem adam yerine konulduğunu hem de başarı elde edebildiğini görür. Bu da <a href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-ozguven-nasil-desteklenir">çocuklarda özgüven</a> duygusuna katkı sağlar.</li>
<li>Çocuk yapamadıklarıyla veya belirli davranışlarıyla ilgili eleştiriye maruz kalmamalıdır. Çünkü eleştiri, aşağılama gibi duygular utanç duygusunu tetikler ve <strong>çocuklarda özgüven</strong> problemlerine neden olur.</li>
<li>Ebeveynler çocuklarına şiddet, dayak, psikolojik baskı ve kontrol gibi davranışlarla yaklaşmamalıdır. Bu çocuğun içekapanık ve çekingen olmasına zemin hazırlar.</li>
<li>Bunun yanında ebeveynlerin aşırı korumacı, çocukların bir şey yapmasına izin vermeyen ve onlar yerine her şeyi yapan tutumları da çocukların özgüven gelişiminde sıkıntılara neden olabilmektedir.</li>
<li>Çocuk ebeveynleri tarafından her koşulda ve ne yaparsa yapsın sevildiğini ve değerli olduğunu hissetmek ister. Ebeveynlerinde mümkün olduğunca bu ihtiyaca yönelik yaklaşması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p>Bir ebeveynin bu koşulları sağlayabilmesi onun kendine güvenmesi, çocuğun bu tür davranışları karşısında sakin kalabilmesi ve çocuğun ihtiyacını okuyarak ona göre davranabilmesine bağlıdır. Eğer ebeveynler çocuğun sıkıntılarıyla baş etmekte zorlanıyorsa bir psikologla sürecin çözümünü aramak yararlı olacaktır. Konu hakkında ayrıntılı bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu almak için bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-ozguven-nasil-desteklenir/">Çocuklarda Özgüven Nasıl Desteklenir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-ozguven-nasil-desteklenir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Yalan Söyleme Davranışı Nasıl Önlenir?</title>
		<link>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yalan-soyleme-davranisi-nasil-onlenir/</link>
					<comments>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yalan-soyleme-davranisi-nasil-onlenir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[adminbengisu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jun 2017 07:59:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda yalan söyleme]]></category>
		<category><![CDATA[yalan söyleme davranışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bengisuegridere.com/?p=403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul öncesi dönem çocuklarının belirli zamanlarda yalan söyleme davranışı sergilediği görülmektedir. Peki “Çocuklarda yalan söyleme davranışı neden görülür?” ve “Yalan söyleme davranışı nasıl</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yalan-soyleme-davranisi-nasil-onlenir/">Çocuklarda Yalan Söyleme Davranışı Nasıl Önlenir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi dönem çocuklarının belirli zamanlarda yalan söyleme davranışı sergilediği görülmektedir. Peki “Çocuklarda yalan söyleme davranışı neden görülür?” ve “Yalan söyleme davranışı nasıl önlenir?”. Bu yazıda bu soruların cevaplarını yanıtlamaya çalışalım.</p>
<p>Yalan, genel olarak insanların korku ya da kaygı duyduğu bir durum, olay ya da andan kurtulmak için başvurduğu bir savunma mekanizmasıdır. Bu çoğunlukla kişinin otomatik olarak yaptığı bir kendini koruma yoludur. Tabi ki bu eylemi otomatik olarak yapmak yalan söylemenin sağlıklı bir savunma mekanizması olduğu anlamına gelmez. Sonuçta kişi hatası veya kaygısıyla baş edemeyip onu gizleyerek gerçeğe uygun olmayan bir girişimde bulunmaktadır. Ancak çocukların yalan söyleme davranışı yetişkinlerin kendini koruma yöntemi olarak kullandığı gibi bir davranış değildir. Bu okul öncesi dönem çocuğunun gelişiminin bir parçasıdır. Peki, “Çocuklarda yalan söyleme davranışı neden ortaya çıkar?”.</p>
<h2>Okul Öncesi Çocuklarda Yalan Söyleme Davranışı Neden Görülür?</h2>
<p>Çocuklar okul öncesi dönemde gerçek ve gerçekdışı olayları birbirinden ayırmakta zorlanmaktadır. Çünkü bu dönem çocuğunun gerçeklik algısı henüz oluşmamıştır. Çocukların gerçeklik algısını oturtabilmesi için bu süreç bir geçiş aşaması olarak düşünülebilir. Çocuk henüz gerçek ve gerçekdışı sembolleri ayırma yetisine sahip olmadığından gerçek olmayan şeyleri anlatarak yetişkinlerin gözünde yalan söylüyor olabilir. Ancak çocuk aslında karşısındaki insanı aldatma veya kendi kaygısını bastırma amacıyla bu davranışı sergilememektedir.</p>
<p>Çocuğun anlattığı olaylar abartılı, eksik, yanlış, uydurma veya gerçekdışı sembollerin bulunduğu olaylar şeklinde olabilmektedir. Örneğin çocuk gerçek olmadığı halde arkadaşlarının yanında babasının çok para kazandığını ve yakında yeni bir araba alacağını anlatabilir. Bu çoğu kez çocuğun hayalinde kurduğu gerçekdışı olan olayın etrafa aktarılmasıdır. Rüyalar, hayaller, izlenilen programlar buna kaynaklık edebilmektedir.</p>
<p>Normal süreçte ilkokul çağına geçildiğinde yavaş yavaş bu durumun değişmesi beklenmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin paniğe kapılmadan sakin kalarak, kızmadan yargılamadan bunun doğal olduğunu bilerek çocuklarına yaklaşmaları gerekmektedir. Bu yüzden çocuklarda görülen yalan söyleme davranışını “davranış bozukluğu” olarak adlandırmak için önce çocuğun yaşı ve yalanı neyden sonra söylediği göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer çocuk ilkokul çağına gelmesine rağmen sıkıştığını hissettiğinde, fazla kısıtlandığında, her şeyine müdahale edildiğinde, övülme veya sevilme ihtiyacı hissettiğinde, cezalandırılmadan kaçındığında veya kızılacağını düşündüğünde yalan söyleme ihtiyacı hissediyorsa bu konuda bir uzmana başvurmak faydalı olacaktır.</p>
<p><img loading="lazy" class="alignnone size-full wp-image-405" src="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/06/cocuklarda-yalan-soyleme.jpg" alt="" width="2000" height="1000" srcset="https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/06/cocuklarda-yalan-soyleme.jpg 2000w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/06/cocuklarda-yalan-soyleme-300x150.jpg 300w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/06/cocuklarda-yalan-soyleme-768x384.jpg 768w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/06/cocuklarda-yalan-soyleme-1024x512.jpg 1024w, https://www.bengisuegridere.com/wp-content/uploads/2017/06/cocuklarda-yalan-soyleme-1170x585.jpg 1170w" sizes="(max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /></p>
<h2>Okul Çağı Çocuklarında Yalan Söyleme Davranışı Neden Görülür?</h2>
<ul>
<li>Çocuğun aile üyelerinin veya çevresindeki insanların sık sık yalana başvuruluyor oluşu,</li>
<li>Çocuğa yeterince ilgi, sevgi veya değer göstermiyor, koşullu gösteriliyor ya da fazla gösteriliyor oluşu,</li>
<li>Çocuğun eleştirilmesi, aşağılanması ya da toplum içinde rencide ediliyor oluşu,</li>
<li>Çocuğun cezadan, kızılmasından kaçıyor oluşu,</li>
<li>Çocuğun hayranlık kazanmak istiyor, övgü almak istiyor oluşu,</li>
<li>Ebeveynlerin veya arkadaşlarının sevgi ve ilgisini paylaşmak istemiyor oluşu,</li>
<li>İstemediği ancak ebeveynlerin direttiği bir şeyi yapmak zorunda kalıyor oluşu,</li>
<li>Ebeveynlerin çocuğu fazla kısıtlıyor ve yaptıklarına müdahale ediliyor oluşu vb.</li>
</ul>
<h2>Yalan Söyleyen Çocuğa Nasıl Davranılmalıdır?</h2>
<ol>
<li>Başlangıçta ebeveynler yalanın içeriğine değil çocuğun neden yalan söylediğine odaklanmalıdır. Çünkü çözüm çocuğun neden bu davranışı yapmaya yöneldiğini anladığımızda sağlanabilecektir.</li>
<li>Anne-babalar çocuğa doğruyu söylemek noktasında model olmalıdır. Çocuk birincil olarak ebeveynlerinin davranışlarını model almaktadır. Ebeveynler çocuğa doğru söyle derken kendileri etraflarındaki insanlara yalan söylerse çocuk yalan söyleme davranışından vazgeçmeyecektir.</li>
<li>Ebeveynler çocuğu yalana itecek davranışlarda bulunmamalı ve çocuğun yapamayacağı büyük sorumlulukları ona yüklememelidir.</li>
<li>Anne-babalar çocukları başka insanlarla kıyaslamamalıdır.</li>
<li>Ebeveynler çocuğu eleştirmemeli, küçük düşürmemeli, tehdit etmemeli, cezalandırmamalı, baskıcı tutumlar sergilememelidir. Bunlar çocuğu kötü hissettireceğinden yalan söyleme davranışına daha çok itecektir.</li>
<li>Ebeveynler çocuğun yalan söylediğini fark ettiğinde hemen bunu çocuklarıyla yüzleştirmemeli, “İşte senin açığını yakaladım.” mesajını onlara vermemelidir. Bu alternatif yollarla çocuğa gösterilmelidir.</li>
<li>Ayrıca çocuğun yalan söylediği fark edildiğinde cezalandırmak veya kızmak yerine yaptığının doğru bir davranış olmadığı hatırlatarak bunu tamir etmesi için desteklenmelidir. Böylece çocuk yaptığı hatanın telafi edilebilir olduğunu anlayacak ve buna başvursa bile sonrasında ailesine gidip doğruyu söyleyebileceğini öğrenecektir. (“Hadi gel birlikte anneye doğruyu söyleyelim. Yaptığımızın yanlış olduğunu ve üzgün olduğumuzu ona söylersek bizi anlayacaktır.” gibi)</li>
<li>Bu aşamada iletişim çok önemlidir. Çocuğun bir sorun, sıkıntı, istek veya ihtiyacını paylaşmak istemesi halinde yargılanmadan veya karşı tarafın sevgisi azalmadan bunları ailesiyle konuşabilmek ister. Eğer bu sağlanabilirse zaten otomatik olarak yalan söyleme davranışı yavaş yavaş ortadan kalkacaktır.</li>
</ol>
<p>Tabi ki ebeveynler yalan söyleyen çocuğa her zaman bu kadar sakin ve anlayışlı yaklaşamamaktadır. Eğer anne-babalar bu süreçle baş etmekte zorlanıyor, nasıl davranacaklarını bilemiyor, bazı şeyleri uygulamaya çalışmalarına rağmen başarılı olamıyor ise bir psikologdan yardım almaları sürecin çözümü için etkili olacaktır. Ayrıntılı bilgi almak, destek talebinde bulunmak veya randevu almak için iletişim adreslerinden bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yalan-soyleme-davranisi-nasil-onlenir/">Çocuklarda Yalan Söyleme Davranışı Nasıl Önlenir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.bengisuegridere.com">Bengisu Eğridere - Uzman Klinik Psikolog - Ankara Psikolog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bengisuegridere.com/cocuklarda-yalan-soyleme-davranisi-nasil-onlenir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
